Idk.
Tekrar nasıl başlanır
Idk.
Idk.
Çıkıyorum,
Ana rahminden düştüğüm andan beri
Ve kaçıncı adımım bilmiyorum.
Biliyorum,
Gözlerimi aşağıya çevirdiğim an,
Bulaşacak döktüğüm bütün kan.
Bedenim, kederlerinden kopacak.
Korkuyorum,
Vardığım an,
Sonlanacak tüm zan.
Bedenim, ruhundan kopacak.
Kaçıyorum,
Ana rahminden düştüğüm andan beri
Ve kaçıncı günüm bilmiyorum.
Sevgilerle, Leydi Macbeth..
Bir ruh yolunu kaybetmişse eğer,
Bir rehber gönderir yaradan.
Bu rehber ki, bana kederi öğreten.
Sonumu bile bile,
Susuzluktan kana kana içtiğim,
O zehir.
Bana yaşamı değil, ölümü vaadeden.
Korkularımdan beni tekrar yaratan.
Bu rehber ki, bana nefsi öğreten.
Sonumu bile bile,
Susuzluktan kana kana içtiğim,
O nehir.
Ve ben,
Nefsinin enginlerinde kaybolan.
Ben ki, ruhundan utanan.
Sonunu bile bile,
Kurtarmaya çalıştığın,
O müstakar.
Sevgilerle, Leydi Macbeth..
Bir şeylere sahip olmamayı seçerek korkusuz oldum ve şans her zamanki gibi, cesurlardan yana.
Sevgili dostlarım, leydiniz geri dönmüş bulunmakta.. Henüz, yazınsal olarak eski formuma geri dönebilir miyim emin değilim ama deneyeceğim.
Son zamanlarda bir hikaye üzerine çalışıyorum, karadul tasviri yaratıyorum diyebilirim. Oldukça heyecanlıyım, bir an önce bitirmek istiyorum ancak uzun sürecek gibi. O yüzden parça parça yayımlayacağım. Ayrıca farklı bir hikaye daha var birkaç sayfasını yazdığım, onu da burada paylaşacağım.
Yaşamımı değerli kılacağım.
Listen to Imlerith by Özer on #SoundCloud
https://soundcloud.app.goo.gl/N17Vx
Sevgiler, Leydi Macbeth.
Teninde özü buluyorum
Ve biliyorum, büyük bir günah işliyorum.
Kafamı bulandırıyor;
Zihnimin derinliklerine giremez oluyorum.
Her yerde onu görüyor, onunla buluşuyorum.
Bir ağacın altındaki sedirde uzanıp bana bakıyor tüm şehvetiyle ve ben bilmiyorum.
O, bilgelik ağacının dalından sarkıp kulağıma fısıldayan bir yılan mı?
Daldaki elmayı sarıp kucağıma mı bırakıyor?
Yoksa çoktan bir ısırık aldım mı zehirli meyvesinden?
Ah, tanrım, çırılçıplak hissediyorum.
Kandırılmış ve kana bulanmış.
Sevgilerle, Leydi Macbeth..
Samimiyete inanmadığınızda her şey açıkça görülür. Gerçekler kağıt kesiği gibi ruhunuzu sızlatır ve önemsizdir artık gördükleriniz. Kelimeler acıtır fakat ardındaki sessizlik, yarayı derinleştiren ve kapatmayan odur. Kendi kendinizi, o sessizlikte kurban edersiniz.
Now every word is like a knife
But the silence cuts you twice
Sevgiler, Leydi Macbeth.
“Garip bir soğukluk beni çektiyse
ve o yabancılık beni hiç girmediğim yollara götürdüyse,
artık yolumu kaybetmişssem, bu da beni ürkütmüyorsa,
önceden karmaşanın arasında nereye gittiğini bilmeyen,
şimdi hiçliğin ortasında nereye gittiğini bilmeyen bir insansam,
yıkılan inançların ve duyguların verdiği ağrıyı üzerimden atmışsam,
kimlerin olduğunu, en önemlisi kim olduğumu bilmiyorsam,
çoktan ölmüşüm demektir.”
Bir şeyleri sentezlemekte hep başarılı olduğumu düşünmüşümdür. Aklımdaki çağrışımlara kulak verir, nesnelerin ortak yanını ararım. Aslında iyi bir çizer ve iyi bir taklitçi olduğumu da söyleyebilirim size. Tanrıyı oynarım ve öylesine yokmuş görünürüm ki, bilmiyormuşum gibi rahatsız olmadan yapmakta olduklarınıza devam edersiniz. Bilmiyor olsaydım, kendinize zarar vermiyor mu olurdunuz? Görülenden sıyrılamıyorsunuz, ne bildiğinizden ziyade, ne bildiğimle ilgileniyorsunuz. Halbuki kendi bildikleriniz her şeyinizdir. Onları anında satacak zayıflıktasınız. İşte ben de bu yüzden rolümü gizli bir şekilde gerçekleştiriyorum. Kimse ne yaptığınızı bilmiyor sanırken, dışarıdan neler yapabildiğinizi izlemek için. Sınırlarınızı inceliyor, kendinize olan saygınızı ne derecede tuttuğunuza bakıyorum.
Peki dünyada neden sevilmediğimi söyleyeyim mi size? Farklı düşünüyorsanız ve sürüye ayak uydurmuyorsanız, her şeyin bir oyalamadan ibaret olduğunu anladıysanız, garip moda akımlarını takip etmeye tenezzül etmiyorsanız, yıllarınızı ev araba almakla harcamak istemeyip, bir şeyler katmak istiyorsanız, söylenenleri umursamayıp, siz olmaya devam ediyorsanız, evet sevilmiyorsunuz! İsterseniz dünyanın en güzeli olun, isterseniz en zekisi, isterseniz en salağı. Biri üzerinize “şu” etiketi yapıştırdıysa artık osunuzdur. Etiket yapıştırılmayacak derecede ikilemde bırakıp, bir gün haberlere çıktığınızda insanları şaşırtabilecekseniz bendensiniz! Korkmayın, kormayın. Öyle bir gün gelecek ki, siz değil onlar korkmayı düşünecek. Fakat ne acıdır ki, asıl korkmaları gereken kendileri ve yarattıkları. Siz onları kendi avlarında yakalayacaksınız.
Bilmelisiniz, bu bir başlangıç değil. Başlangıç ve son hiç bilinmedi, bilinmeyecek. Ne dün bendim ne yarın ben olacağım. Zaman bir yanılsamadır. Çocukken masum, şimdiyse bir vahşi değilim. Var olduğumdan beri buyum, hiç değişmedim. Her şey yazılı, bense oynayan oyuncuyum. Çünkü;
Tanrı bana bir iyilik yaptı, ben de özgürlüğümü verdim.
Ruhumu bir hayata karşılık sattım.
Beneficium accipere libertatem est vendere.
Sevgilerle, Leydi Macbeth.
Belli belirsiz anlarda yaşamın gözlerini fark ederiz. Öylece işi bırakıp düşünmeye başlarız. Ruhumuz oradaki varlığını kaybeder. Evde olduğunuzu varsayarak yürümek gibidir bu kaybediş. Bedeninizi siz kontrol etmiyorsunuzdur, adeta biri tarafından ittiriliyorsunuzdur. Ayaklarınız ağrıdan duramayacak hale bile gelse, yürümeye devam edersiniz öylece. Zihnimizdeki evin varlığı gerçeği unutturur bize.
Yaşamın gözleri de, birine gerçekten baktığınızda ortaya çıkar. O insanın içini, acısını, mutluluğunu gördüğünüzde… Niçin olduğunu bilmezsiniz sadece hissedersiniz. Dinlemenize gerek yoktur bazen anlayabilmeniz için. Hatta bazen dinleseniz bile anlamazsınız, hissetmelisiniz. Görmeyi öğrenmelisiniz. İncelemelisiniz. İyi bir oyuncu da olmalısınız, anladığınızı hissettirmemelisiniz çünkü. Anladığınızı fark ettiklerinde bir ceylan misali kaçarlar. Anlaşılmak güzel gibi görünse de, öyle değildir. Avlanmanız artık an meselesidir.
Sevgilerle, Leydi Macbeth..
Ölüm götürdü beni, kimseler var ve yokken. Katıldığım o uykuda sadece gizlerim dolanırken.
Umudun yelkeninde sallanan şarabı, ağzımda doyasıyla tadarken.
Boğazımın köprüsünde kemiklerim kırılıp, ruhum özgür kalırken.
Tutunduğum dalları kendim bırakırken.
Ölüm yüzümü okşarken ve benimle birleşirken.
Bir düşüncem vardı, ölüm beni yola tutmadan evvel.
Meryem ana saçlarımdan tutup atacakken cennetin kapısına,
tanrının arafına tutunup, ruhumu ne cennetin ne de cehennemin toprağına çivileyecektim.
Fakat bir vardım ki,
Ne cennet vardı ne cehennem.
Sadece araf vardı,
Sonsuz düşüncelerin arafı.
Ben bir vardım ki,
Ne kapalı kutuydum ne de hava.
Öyle bir vardım ki,
Ne ezelden beri ne de sadece öldükten sonra vardım.
Sevgilerle, Leydi Macbeth..

Yönetmen
Andrei Tarkovsky
Senarist
Andrei Tarkovsky
Oyuncular
Erland Josephson, Susan Fleetwood, Allan Edwall, Sven Wollter
Tür
Dram
Yapım
149dk. İsveç, 1986
Sevgiler, Kurban Leydi Macbeth.