Idk.
Tekrar nasıl başlanır
Idk.
Idk.
Bir şeylere sahip olmamayı seçerek korkusuz oldum ve şans her zamanki gibi, cesurlardan yana.
Sevgili dostlarım, leydiniz geri dönmüş bulunmakta.. Henüz, yazınsal olarak eski formuma geri dönebilir miyim emin değilim ama deneyeceğim.
Son zamanlarda bir hikaye üzerine çalışıyorum, karadul tasviri yaratıyorum diyebilirim. Oldukça heyecanlıyım, bir an önce bitirmek istiyorum ancak uzun sürecek gibi. O yüzden parça parça yayımlayacağım. Ayrıca farklı bir hikaye daha var birkaç sayfasını yazdığım, onu da burada paylaşacağım.
Yaşamımı değerli kılacağım.
Listen to Imlerith by Özer on #SoundCloud
https://soundcloud.app.goo.gl/N17Vx
Sevgiler, Leydi Macbeth.
Samimiyete inanmadığınızda her şey açıkça görülür. Gerçekler kağıt kesiği gibi ruhunuzu sızlatır ve önemsizdir artık gördükleriniz. Kelimeler acıtır fakat ardındaki sessizlik, yarayı derinleştiren ve kapatmayan odur. Kendi kendinizi, o sessizlikte kurban edersiniz.
Now every word is like a knife
But the silence cuts you twice
Sevgiler, Leydi Macbeth.
Hep bu günümüz insanının isteklerinin saçmalığından bahsederdim. Elbise, ayakkabı, araba ve daha fazlası. Bazen düşünüyorum, böyle oyalansaydım ne olurdu? Mutlu mu olurdum? Yaşadıkça fark ediyorsun ki, problemlerin karşısında dimdik durabildiğinde bu mutluluktan da büyük bir zevk veriyor.
Bilirsiniz insanları, acılarından bahsetmeye bayılırlar. Durumlar içinden çıkılamayacak gibi düşündürdüğünde; pes edişi, ağlaması, boşluktaymış hissi insana zevk verir. Çünkü az da olsa, bu döngülerden ibaret dünyalarında yaşadıklarını hissederler. Ruhun haftasonu kaçamaklarıdır bunlar. Normalleştirmeleri gerekiyor, bazı konulardan da kaçınmaları. Gündelik sorunlar da kafayı takmayacak kadar saçma gelmeli. Döngüleri de kabul etmeli.
Her kimseniz arayışınızda başarılar dilerim. İnsan işte, her kim olursa olsun bir arayışa ihtiyacı oluyor. Buna ister araba ister icat ister tanrı diyelim. Belki de Hiçkimsesiniz. Bunun şerefine bir film bırakabilirim.
Mr. Nobody
Sevgiler, Leydi Macbeth.
Gittikçe normalleşiyor her şey. Bunu nasıl anlatırım bilmiyorum ama hiçbir şey cazip gelmiyor. Değer veremiyorum. O yüzden de artık pek ilham da gelmiyor. Çünkü zihnimin karmaşası duygularımla harmanlandığında düşünceli oluyor, üretken olabiliyordum. Bu aralar genel olarak bilimsel makaleler ve evrimle daha çok alakadar olduğum için de olabilir aslında. Filmler izliyorum, bu ara felsefe uğraşımı da bıraktım. Bilimsel çalışmalar üzerinden ilerliyorum. Bir süre buna da ara versem iyi olur galiba.
Blog hakkında çok fikirlerim var. Kubrick, Bergman ve Tarkovsky sinemasına değinmek istiyorum. Bölüm bölüm hikayeler yazmak, felsefe ve psikolojiye değinmek istiyorum. Daha önce, Freud’la ilgili yazı yazacağımı söylemiştim zaten. Onunla başlarım. Nietzsche ile devam ederim. Bir yandan da sanat tarihi, ressamlar, tablolar, yazarlar, kitaplar, şairler, şiirler hakkında da yazmak istiyorum.
Bir program ayarlarım muhtemelen, kategorileri günlere yayar, hallederim bir şekilde. Bunu da aslında bir tavsiye üzerine yapmak istiyorum. Hatıra amaçlı da denebilir onun düşüncesiyle.
Yazmak istediğim şey, Nietzsche ve 2001: a Space Odyssey. Tabii o zaman daha yaratıcı bir isim bulurum. Onun kadar kaliteli bir bilimkurgu filmi de yok. 60’larda çekilen bu filmin üstüne kimse geçemedi.
Sevgilerle, alumun derinliklerinden Leydi Macbeth.