Belli belirsiz anlarda yaşamın gözlerini fark ederiz. Öylece işi bırakıp düşünmeye başlarız. Ruhumuz oradaki varlığını kaybeder. Evde olduğunuzu varsayarak yürümek gibidir bu kaybediş. Bedeninizi siz kontrol etmiyorsunuzdur, adeta biri tarafından ittiriliyorsunuzdur. Ayaklarınız ağrıdan duramayacak hale bile gelse, yürümeye devam edersiniz öylece. Zihnimizdeki evin varlığı gerçeği unutturur bize.
Yaşamın gözleri de, birine gerçekten baktığınızda ortaya çıkar. O insanın içini, acısını, mutluluğunu gördüğünüzde… Niçin olduğunu bilmezsiniz sadece hissedersiniz. Dinlemenize gerek yoktur bazen anlayabilmeniz için. Hatta bazen dinleseniz bile anlamazsınız, hissetmelisiniz. Görmeyi öğrenmelisiniz. İncelemelisiniz. İyi bir oyuncu da olmalısınız, anladığınızı hissettirmemelisiniz çünkü. Anladığınızı fark ettiklerinde bir ceylan misali kaçarlar. Anlaşılmak güzel gibi görünse de, öyle değildir. Avlanmanız artık an meselesidir.
Sevgilerle, Leydi Macbeth..