Genel Sohbetler

Gittikçe normalleşiyor her şey. Bunu nasıl anlatırım bilmiyorum ama hiçbir şey cazip gelmiyor. Değer veremiyorum. O yüzden de artık pek ilham da gelmiyor. Çünkü zihnimin karmaşası duygularımla harmanlandığında düşünceli oluyor, üretken olabiliyordum. Bu aralar genel olarak bilimsel makaleler ve evrimle daha çok alakadar olduğum için de olabilir aslında. Filmler izliyorum, bu ara felsefe uğraşımı da bıraktım. Bilimsel çalışmalar üzerinden ilerliyorum. Bir süre buna da ara versem iyi olur galiba.

Blog hakkında çok fikirlerim var. Kubrick, Bergman ve Tarkovsky sinemasına değinmek istiyorum. Bölüm bölüm hikayeler yazmak, felsefe ve psikolojiye değinmek istiyorum. Daha önce, Freud’la ilgili yazı yazacağımı söylemiştim zaten. Onunla başlarım. Nietzsche ile devam ederim. Bir yandan da sanat tarihi, ressamlar, tablolar, yazarlar, kitaplar, şairler, şiirler hakkında da yazmak istiyorum.

Bir program ayarlarım muhtemelen, kategorileri günlere yayar, hallederim bir şekilde. Bunu da aslında bir tavsiye üzerine yapmak istiyorum. Hatıra amaçlı da denebilir onun düşüncesiyle.

Yazmak istediğim şey, Nietzsche ve 2001: a Space Odyssey. Tabii o zaman daha yaratıcı bir isim bulurum. Onun kadar kaliteli bir bilimkurgu filmi de yok. 60’larda çekilen bu filmin üstüne kimse geçemedi.

Sevgilerle, alumun derinliklerinden Leydi Macbeth.